2010 Yılı Etiketlerim

2010 Yılında bir çok şey yaşadım. Anladığım kadarıyla her geçen yıl daha yoğum oluyorum. Her geçen yılımı ilklerle geçiriyorum. İlkleri yaşıyorum hep. 2010 bitti ya gündemimde olanları farklı bir şekilde web sitesindeki etiketleme yöntemiyle belirteceğim. 2010 yılı etiketlerimden bazıları.

Aöf, Üsküdar, Ev, Kiralık, İş, Gmy Asistanlığı, Dost, Tecrübe, Lc Waikiki, Proje, Web, Grafik, Kitap, Adobe, Pro aktif, Dikkat, Sony Vao, Apple, Volkswagen  Passat, facebook, friendfeed, kazıklanmak, bir başına kalmak, trafik lambası, 2. Köprüden 1. Köprüye geçmek,

Continue Reading

Orhan Kural – Gezi Rehberi

Bayram tatiline giderken okurum diye Orhan Kural’ın Gezi Rehberi adlı kitabını yanıma aldım. Yolda hiç okumadım. Eve gidince şöyle bir bakayım dedim arka yazısını okudum sonra ön sözü okudum derken bir baktım kitabın ortalarına gelmişim bile. Peynir ekmek gibi gitti 🙂 Sade ve çok hoş bir kitap. Bu kitap için ben “tecrübe deposu” diyebilirim. Orhan Kural’ın tecrübelerini zevkle okudum. Kitabın sloganı ise hoşuma gitmedi değil hani 🙂  “uzaklar çağırınca”. Birgün bizi de çağırır mı acaba o uzaklar. Kim bilir belki keyfi olarak belki de mecburiyetten.

Continue Reading

Keşke.

O avuç içlerin kalsın tertemiz,
Dokunamadığım güzellikler kadar aydınlık,
Kirlenmesin umut kandilleri yakan ellerin,
Kal,dur! aynı halinle,
Büyüme ne olur, içimde ki çocuk.

Keşke çocuk kalsaydık, dizimizdeki yarayı büyük bir acı sansaydık…

Continue Reading

Sacit Onan (Rahmetle Anıyoruz)

Bazen canım sıkıldığında aslında sıkıldığında değil de hüzünlendiğimde içim acayip bir hal aldığında duygusallaşmak belki de bu halim. Sacit Onan’ın şiirlerinden dinlemeyi yeğlerim. Yo yo ben öyle şiir dinleyen şiir okuyan biri değilimdir. Sadece belli başlı bana güzel olan şeyleri dinlerim. Dün bir ara dinlemeye başladım hatta sesini açtım şirkette çok güzeldi uzun zamandır dinlemiyordum. Bugün facebook a girdim bir baktım “Allah rahmet eylesin Sacit abi vefat etmiş” …

Continue Reading

Sosyal Ağ Filmi Yorumum

Hevesli bir şekilde gitmeye kara verdim bu filme. İsmail‘le birlikte gitmek nasip oldu. İnternet ve sosyal ağ olunca hiç kaçar mı benden 🙂

Görüntü hiç güzel değildi sanki eski bir film gibi karanlıktı alışana kadar baya zorlandım. Bir yerden sonra görüntüyü düşünmüyor insan ve konuya odaklanıyor. İlk defa bir fikre hazineymiş gibi davranıldığını gördüm. Aslında gördümde ilgi alanımı kapsadığı için beni daha şehvetli bir şekilde cezbetti. Neden bilmem filmi izlerken Mark Zuckerberg’in yerindeymişim gibi düşündüm arasıra 🙂 Gerçi tüm filmlerde herkes kendini başrol oyuncusunun yerine koyar kendini 🙂 En başta Harvard Üniversitesi‘nin serverinde yaptığı denemede yoğunluktan sistemin çökmesi, ardından Facebook’un üye sayısının bir milyonu geçmesi işte budur dediğim anlar oldu.

Öte yandan adını hatırlayamayacağım arkadaşına atılan kazık benim için tersti, hep diyorlar ya işin içine para girince herkes değişir sanırım Zuckerberg’in durumuda o şekilde oldu. Film beklediğim gibi çok çok farklı değildi.

Continue Reading