Mustafa Kutlu – Huzursuz Bacak

Mustafa Kutlu’nun bu eserininde anlatım betimlemelerle doluydu. Şunun gibi; içimde yıllar sonra memlekete dönmüş olmanın sevinci, ellerimde bavullar, havaalanının kalabalık telaşından kurtulup bir taksiye doğru yürürken azıcık terlemiş alnıma huzurun sessiz, sakin, ama garip bir şekilde ürpertici eli dokunuverdi. Bazı insanlar pek sevmese de betimlemeyi ki genelde sevmeyenler sayısal öğrencisi olur.Ben betimlemeyi severim 🙂 çünkü betimleme bana hissettiriyor tv de hissettirilmek istenen şey direk gösteriliyor ama kitapta bu güzel diyorsa hayal dünyandaki güzel olan varlık geliyor gözlerinin önüne. Zaten akıldaki güzelden başka güzelde yoktur kişi için.

Yıllar sonra memlekete gelen Ömer Faruk’un psikolojik durumları ele alınmış. Gençlik yıllarında ideolojik olarak tarafını belirleyen Ömer Faruk elinden geleni yapar ancak yıllar sonra gelince adeta şok olur. Böyle bir psiklojik durum da bacağında acı yapmasından bahseder.

Continue Reading

Başlangıç – Inception

Ablamın tavsiyesi üzerine sinemada izlediğim bir film. İş çıkışı Capitol’de tek başına gidip izledim. Film izlemiş olduğum amerikan filmlerinin çizgisinde ayrı zaten bu çizgiden ayrılan filmler başarılı oluyor. Daha önceden izlediğim Memento filminin tarzına benzetmiştim bu filmi sonradan öğrendimki ikisininde yapımcısı yada yönetmeni aynıymış.

Kısaca bahsedeceğim filmden başrol oyunucumuz insanların rüyalarına girebiliyor. Ve bu şekilde birtakım işler yapmayı hedefliyorlar bana karşık geldi iş çıkışı yorgun olduğumdan mı bilmiyorum ama kafam çok karıştı rüya içinde rüyaya girdiler bir bakıyorsunuz şiddetli bir yağmurun içindeler bir bakıyorsunuz buzulların aralarındalar.

Filmin verdiği bir sürü mesaj vardı.Film bittikten sonra ablamla telefonda konuşuyorken ablam şurasını anladın mı filmin sonundaki rüzgar gülünü anladın mı diyor ben de rüzgar gülü mü ? 😀 dedim. Mutlaka bir kere daha izlemem gereken bir film olduğunu düşünüyorum.

Continue Reading

İnsan Doğduğu Değil Doyduğu Yerliymiş …

Bugun tatilden döndükten sonraki ilk iş günüm. Şimdi şöyle başımı arkaya doğru çevirip tatilde yaşadıklarımı anlatayım. Cuma günü akşam saat 22:00 civarlarında Trabzon / Sürmene ‘de buldum kendimi. Allah’ım uçak ne güzel bir nimet 18 saat yerine 1 saat 45 dk ne büyük bir zaman karı böyle. Sürmene’de saat 22:00 da sadece 1 tane bakkal açıktı her yer kapanmış kimse kalmamış piyasada şaşırmamak elde değil.

Çocukluğumu geçirdiğim ilçede hep hüzün kokusu vardı malesef neden bilmiyorum ama resmen terkedilmiş bir yer kimse kalmamış. Herkes sağda solda sadece 1 tane arkadaşım kalmış. Her şey bıraktığım gibi bir kaç basit şeyde değişiklik var o kadarcık. Sonra köye gittim köy daha da ıssız. Eee ben de sessiz anı değerlendirdim bol bol uyudum kitap okudum yeni aldığım telefonumu inceledim düşündüm anneanneme gittim.

Abim hariç tüm aile toplandık. Çok güzeldi son iki gunu ablamlarda geçirdim yeğenlerimi sevdim. Onlara aldığım hediyeleri verdim fotograflarını çektim hediyemi çok sevdiler (oyuncak bebek) her şey çok güzeldi. Eniştem bir ara şu kelimeyi kullandı sanırım doğru da söyluyor. Alay artık sen İstanbul’lu oldun. Bunu kabullenmedim aslında o kadar da ama Trabzon’u da sahiplenemedim tuhaf bir duygu, bunları düşünürken insan doğduğu değil doyduğu yerli olur diye bir söz vardı ya onu düşünüp hak verdim az çok.

Continue Reading

Recep İvedik 3

Dün bir arkadaşa gittim. Uzun zamandır görüşemiyorduk. Sohbet falan derken. Arkadaş hadi Recep İvedik 3’ü izleyelim dedi. Ben de izlememiştim tamam dedim. Ve başladık izlemeye. Gayet iyiydi. İzlerken hep insanlar bunu neden izliyor diye düşündüm. Kimi aşırı tepkili kimisi de çok seviyor, esprilerini dilinden düşürmüyor. Ben hemen kendi eleştirilerimi yapayım 🙂 Filmin sonu hiç güzel olmamış iyi bağlanamamış. Ama aradaki maceralar gayet güzeldi. 4. sü de çıkar sanırım ki ben olsam çıkartırdım.

Gelelim insanların bence neden sevdiğine. Bir kere gayet doğal yapılmış zaten Şahan Gökbakar’da duyduğum kadarıyla biz kendi aramızda yaptığımız esprileri konuşuyoruz demiş. Bir de iddia ediyorum Recep İvedik’te ki davranışların hepsi olmasa da bir takımın hepimizde var.

Bu filmin çok tutmasını Türkiye’nin seviyesine bağlayan insanlar için de şunları söylemek istiyorum. Tabi film mükemmel harika süper demiyorum. Aşırıya kaçılmış çok çok abartılmış yanları var. Ama bu filmde şöyle bir şey var. Hani derler aramızda. İki samimi arkadaşın arasındaki rahatlığı film yapmışlar. İnsanlar artık amerikan tarzı filmlerden ziyade kendi içinden bir şeyler istiyor. Hani siyasette derler ya sizden biri, o sizin içinizden geldi vs. iş bunun gibi. Aramızda olduğu için bizden biri olduğu ve bizden biriymiş gibi samimi (fazlasıyla)  olduğu için izleniyor bu film.

Continue Reading

Street Fighter

Bugün izlediğim film de Street Fighter. Olumsuz gireceğim sanırım anatmaya Selim abi de kızacak ama 🙂 ben dövüş filmlerini sevmiyorum pek. Bana bir şey kazandırmıyor gibi geliyor bana. Ve genelde de hep aynı olurlar. Bu filmin IMDB puanına baktım oldukça kötüymüş. Yok ama o kadar da kötü değildi (dövüş sahneleri çok güzeldi)anlatayım biraz. Babasına bağlı bir kız çocuğu ve başarılı bir baba. Küçüklükten dövüş öğrenen bir kız. Baba rolunde oynayan kişinin devlet genelinde sözü geçtiği için rehin alınıyor.Kız çocuğu büyüyor. Babasına ulaşmak için sokaklarda yatıp kalkmaya başlıyor. Bu esnada tabiri caizde dövüşte usta olan biriyle tanışıyor ve yardım alıyor. Dövüşünü gittikçe güçlendiriyor hatta olağan üstü güçlerini kullanmayı öğreniyor. Dövüş sahneleri etkileyiciydi. Sonuç olarak malesef babasını kurtaramıyor. Kötü olan adam babasını kızının gözü önünde boynunu kırarak öldürüyor. Ama tabiki de en sonda kız babasının öcünü kötü roldeki insanı öldürerek alıyor.Şimdilik bu kadar hadi kalın sağlıcakla …

Continue Reading