Bireyin Yaşadığı Yeni Sorunsal Olarak “Siberhondrik”

İnternet insanların bilgiye kolay bir şekilde ulaşabilmeleri için hayata geçirilmiş bir teknolojidir. Teknoloji ise teknik yani tecrübelerin bir araya gelerek kamusallaşmasıdır. Gelişen teknoloji ile birlikte internet hayatımızın bir parçası olmuştur. Haber, alışveriş, video, sohbet gibi birçok ihtiyacımız bir tık yakınımızda hatta cebimizde olabilmektedir. Hayatımıza bu kadar nüfuz eden internet elbette ki bir takım sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada bireyin yaşadığı herhangi bir rahatsızlık söz konusu olduğunda ilk başvurduğu araç arama motorları olmaktadır. Yapılan incelemeler doğrultusunda takıntı haline gelen bu araştırma güdüsünün çocukluktan, yapılan mesleğe kadar nedenleri vardır. Yeni medya kavramı ve Siberhondrik ile ilişkisi üzerine yapılan incelemelerle birlikte Literatür taraması ve mülakat ile denekler üzerinden bulgular elde edilmiştir. Edinilen bulgular doğrultusunda siberhondrik hastalığı için 5 aşama belirlenmiştir. Çocukluk Süreci, bilinçli internet kullanımı, yaptırım gücü, mesleki etki, yeni medya hastanesi. Bu aşamalar tek tek açıklanıp sonuca bağlanmıştır.

Sürekli gelişen teknoloji ile birlikte internet hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Cep telefonu ile birlikte ise her anımızda artık internet yanımızda olmuştur. Mobil uygulama kullanım oranları her geçen gün artmıştır. Hayatımızın her anında bulunan internet bir takım sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu çalışmanın konusu “siberhondrik” yani bireyin yaşadığı herhangi bir rahatsızlığı büyütüp hemen internet üzerinden araştırma yapıp yaptığı araştırmaya inanmasıdır. Yaşamın her alanında aktif olarak kullandığımız teknoloji içerisinde ister istemez çeşitli internet hastalıkları gözükmüştür. Toplumda çok yaygın değilmiş gibi görünse de bu hastalıklara sahip insanların sayısı gün geçtikçe artmıştır. Bununla birlikte, bu tarz hastalıklara yakalanan insanların çoğu hastalıklarını kabul etmiştir. Bu makalemizde literatür taraması ve mülakat tekniği ile siberhondrik incelenecektir.

İnternet, birçok bilgisayar sisteminin birbirine bağlı olduğu, dünya çapında yaygın olan ve sürekli büyüyen bir iletişim ağıdır. Türkiye’de internet, ilk defa 1993 yılının Nisan ayında Orta Doğu Teknik Üniversitesi laboratuvarlarında kullanılmaya başlanmıştır. İlk defa o bağlantı sayesinde CNN, BBC gibi ilk kurulan web sitelerine bağlanmaya çalışılmıştır. 12 Nisan 1993 yılında TÜBİTAK-ODTÜ (TR-NET) işbirliği ile Türkiye global internete bağlanmıştır. 64 kbit/san hızındaki bu hat ODTÜ’den uzun bir süre ülkenin tek çıkışı olmuştur. Daha sonra Ege Üniversitesi (1994), Bilkent (1995), Boğaziçi (1995), İTÜ (1996) bağlantıları gerçekleştirilmiştir. Türk Telekom’un 1995 yılında açtığı ihale ile bir konsorsiyum tarafından oluşturulan TURNET 1996 Ağustos ayında çalışmaya başlamıştır.

“1 Haziran 1996’da TÜBİTAK’a bağlı bir enstitü olarak ULAKBİM kuruldu. ULAKBİM; Eğitim ve araştırmadaki sorunların ülke genelinde çözümüne yardımcı olacak ve Türkiye araştırma dünyasını geleceğin elektronik ortamına hazırlayıp taşıyacak bir altyapıya olan gereksinimi karşılamak üzere; TÜBİTAK TR-NET proje ekibinin eğitim ve araştırma alandaki görevlerini ve Türkiye Üniversiteler ve Araştırma Kurumları Ağı’nın (TÜVAKA) işlevlerini devralmıştır” (Ulaknet Tarihçesi: 2017).

ULAKBİM’in temel görevlerinden biri en yeni teknolojileri kullanarak Türkiye çapında tüm eğitim ve araştırma kuruluşlarını birbirine bağlayacak Ulusal Akademik Ağ (ULAKNET) adıyla hızlı bir iletişim ağı kurmak ve bu ağ aracılığı ile bilgi hizmetleri vermektir (Parlak, 2015:30).

TÜİK, Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre 2017 yılı Nisan ayında hanelerin %80,7’si evden İnternete erişim imkânına sahip oldu. Bu oran 2016 yılının aynı ayında %76,3 idi.
Toplam
 Total
Erkek
Male
Kadın
Female
Sağlıkla ilgili bilgi arama (yaralanma, hastalık, beslenme, vb.) 69,6 65,2 75,1

TÜİK, Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması 2017 Ocak, Şubat ve Mart internet kullanım analizi verilerine göre internet kullanıcılarının 69,6 sı sağlıkla ilgili bilgi araması yapılmıştır. Kadın katılımcılardan %75’i, erkek katılımcılardan %65,2’si sağlıkla ilgili bilgi araması (yaralanma, hastalık, beslenme, vb.) yapmıştır. Bu oranlar internetin, dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağlık konusunda bilgi paylaşımı, hasta bireylerin yanı sıra sağlıklı bireylerin de bilgilendirilmesi ve eğitilmesi amacıyla kullanılabileceğini düşündürmektedir.

YENİ MEDYA KAVRAMI

Yeni medya, bilgisayarların işlem gücü olmadan oluşturulamayacak veya kullanılamayacak olan ortamlara denir. Genellikle dijital olup kullanıcısına veya hedef kitlesine etkileşim olanağı sağlar. Yeni Medya kavramı 1970’lerde, bilgi ve iletişim tabanlı araştırmalarda, sosyal, psikolojik, ekonomik, politik ve kültürel çalışmalar yapan araştırmacılar tarafından ortaya atılmış bir kavramdır. Ancak 70’lerde değinilen anlam, 90’larda müthiş bir ivme kazanan bilgisayar ve internet teknolojisi ile birlikte genişlemiş ve farklı boyutlara ulaşmıştır.

Telgrafla başlayan, film, telefon, radyo ve televizyonun iletişim dünyasına katılmasıyla birlikte devam eden süreç, iletişimi dönüştürmüş ve geliştirmiştir, iletişim eş zamanlı niteliğe kavuşurken, mesafeler ortadan kalkmıştır. İnternetin sunduğu iletişim imkânlarıyla atılan adımlar, teknolojiyle ilişkileri açısından x, y, z kuşakları gibi yeni demografik tanımlamaları tartışmaya açmış, akıl, enformasyon ve ileri teknoloji çağı yakalayabilmenin ve devamlılığın temel şartı haline gelmiştir. Teknolojinin olduğu yerde olmazsa olmaz bir yapı haline gelmiştir internet. İnternet birçok yapıyı ve sistemi özüne dokunmadan başkalaştırmıştır (Peltekoğlu, 2012: 1). Teknolojik gelişmeler, toplumu hem nesnel hem de sosyo-kültürel anlamda kapsamıştır. Bu kapsamla birlikte teknolojinin kendi içinde yenilenmesi gündelik yaşamı da gelenekselleşmiş iletişim araçlarının dönüşümünü hızlandırarak alışkanlıkları değiştirmiştir. Yüz yüze iletişimden sonra teknolojinin getirdiği whatsapp gibi uygulamalar hayatımızda ciddi bir şekilde yer almıştır. Akıllı telefonlarda kurulan ilk uygulamalardan biri de whatsapp olmuştur. Gündelik yaşamın dışında iş hayatında da nerdeyse eposta kadar kullanılabilmektedir (Yengin, 2012: 345). Bu kullanım çılgınlığı güncelik yaşam ve iş hayatının da şekillenmesinde önemli rol oynar.

Ekran kavramı ve ekran tabanlı iletişim ortamları, basılı ya da sese dayalı iletişim ortamlarından çok daha farklı bir süreci de beraberinde getirir. Çevremizi saran bu ekranlar bizleri daha önce olmadığı kadar farklı bir iletişim süreci içine sokar ve yeni iletişim yöntemleri geliştirmemize yol açar (Altunay, 2012: 13). “Son 5 yıl içinde Türkiye’de kullanılan taşınabilir bilgisayar adedi tam 19 katı, DVD oynatıcıları sayısı 40 katı artmıştır. 2010 verilerine göre Türkiye’nin %90 ,5’nin en az bir adet cep telefonu farkı vardır” (Aktaran: Altunay, 2012: 13). Yeni teknolojiler; bakış açılarımızı, düşüncelerimizi, fikirlerimizi başkalaştırabilir ve değiştirebilir. Bilgi çokluğundan dolayı kimiz zaman boğulmakta kimi zamansa etkilenmekteyiz. Neye inanmamız gerektiği teknolojik araçlarla birlikte hızla bilgilendirilmekteyiz. Teknoloji tabanlı gelişen yeni medya bizleri hem kontrol etmekte, hem de yönlendirmektedir (Yengin, 2012: 123). Yeni medyaya örnek olarak internet, web siteleri, video oyunları, CD-ROM ve DVD’ler sayılabilir. Dijital etkileşimi etkin kılan teknoloji ile birleştirilmedilerse, yeni medya televizyon programlarını, dergileri, kitapları ya da kâğıt üzerine yayınları içermez. Yeni medya araçları mekândan bağımsızdır. Ve en önemlisi kullanıcıların etkileşime geçebilmesidir” (Akt: Dilmen, 2015: 114). Teknoloji yıllardır pozitif bir kavram olarak bireylere aktarılmıştır. Bu kavram sorgulanmadan benimsenmekte ve kullanılmaktadır. Şeyleşmenin bir taşıyıcısı olarak teknoloji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmayı başarmıştır. Hayatımızın bir parçası olan teknoloji toplumu bu sıkı ilişkiden dolayı etkileyecek güçtedir (Sosyal Medya Araştırmaları, 2015: 191). Etkileşimlilik, kullanıcının veriden bilgi alma ve aldığı bilgiye cevap verebilme etki edebilme durumudur. Kullanıcılar, yeni iletişim ortamlarını kendi amaçları doğrultusunda kullanmakta yönlendirmekte ve değişebilmektedir. Etkileşim vasıtasıyla kullanıcının kendi amaçları doğrultusunda verinin içeriğini yönlendirebilmesi, ortamın kalitesini ve önemini ortaya çıkarmıştır. Etkileşim özelliği; iletişimi öznelleştirmekte, kullanıcının katılımını arttırmakta ve kullanıcının seçeneklerini arttırmaktadır (Yengin, 2012:85).

Günümüzde bilgiye ulaşımda en büyük rolü arama motorları üstlenir. Arama motorunun TDK üzerindeki tanımı: “İsim, bilişim Kullanıcıların, aradıkları bilgiye ulaşmalarını sağlamak için genel ağ üzerindeki ağ sitelerini başlıklarına, açıklamalarına, anahtar kelimelerine ve içeriklerine göre bir dizin olarak sıralayan sistem.” Arama motoru dendiğinde akıllara ilk gelen web sitesi Google’dir. Günümüzde yalnızca 1 adet arama motoru olmadığı gibi geçmişte de faaliyette olan birçok arama motorları bulunmaktadır. Google, Yahoo, Yandex ve Bing içerisinde bulunduğumuz dönemin en yaygın arama motorlarıdır. İlk arama motoru 1990 yılında üniversite öğrencisi Alan Emtage tarafından Archie adıyla kuruldu. İngilizce “archive” kelimesinden türetilmiştir. 1991 yılında ise Veronica adı altında farklı bir arama motoru daha çıktı. Bu iki sitenin de çalışma mantığı günümüz arama motorlarının çalışmasından daha farklıydı. 1993 yılında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Matthew Gray, “Wandex” adıyla ilk internet botunu üretti. 1993’te Aliweb arama motoru web sitelerinin bilgilerini kullanarak oluşturulan ilk web sitesi oldu. 1994 yılında kendi dizinlerini kullanan, tasarlanan sorgu programına ara yüz ve web formu olarak karşımıza çıkan JumpStation, ilk tam metin arama motoru olan WebCrawler, ticari manada da ilk pazarlanan Lycos arama motoru saflarında yerini aldı. 1995’te de tüm diğer arama motorları arasından sıyrılan Yahoo popülerleşti. Ancak Yahoo günümüzde eskisi kadar popüler değil yalnızca lokal bazda çeşitli ülkelerde popülerdir (Demirayak, Arama Motorlarının Tarihçesi: 2016). Yeni medya ile toplum bireyselleşmekte bir nevi yalnızlaşmakta ve oluşabilecek en küçük soru işaretinde kendilerini yeni medya mecralarında bulabilmektedirler. Yeni medya mecralarında yani sosyal medya sitelerinde ya da arama motorlarındaki içerikler de yine aynı toplum tarafından oluşturulmaktadır. Ancak yüz yüze iletişim söz konusu olmadığı bireysel ilişkiler zayıflatmaktadır. McLuhan da aynı şekilde telefonun icadı ile kişisel iletişimin zayıfladığını vurgulamıştır.

Günümüz teknolojisinde telefon da yeni medya kapsamında sayılabileceği için bu örneği ele alabiliriz. Kitle iletişim araçlarının gücü üzerine çalışmaları bulunan İnnis’in yaklaşımı üzerine yoğunlaşan McLuhan; yazıyla parçalı bir toplum modelini, matbaayla birlikte toplumun bireyciliğe yönelimini ve elektronik medyanın yükselişiyle ise toplumun yeniden biçimlendiğini ele almaktadır. Teknoloji bireyleri ve toplumları şekillendirmektedir (Akt: Yengin, 2014, Bourse ve Yücel). Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ümit Atabek, insanların giderek daha yüksek oranlarda yeni medya içeriğine maruz kalmalarının sağlık okuryazarlığı ve medya okuryazarlığı konularını daha da önemli hale getirdiğini söyledi. Tübitak projesi kapsamında araştırma yapan Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ümit Atabek beslenme ve sağlık konularında bilgi kaynağı olarak interneti tercih oranının gençlerde yüzde 55 yaşlılarda ise yüzde 10 olduğunu bulguladı. Varılan bu sonuç sağlık okuryazarlığı ve medya okuryazarlığının da önemini ortaya çıkartmıştır. Bireylerin sağlık sorunları ile bilgi edinmesi yeni medya ile önem kazandı. Yeni medya ile bilgiye hızlı bir şekilde ulaşabilmekteyiz. Ancak gerek sosyal mecralarda gerekse arama motorlarındaki bilgi kirliliği göz ardı edilmektedir.

Yaşlılar için televizyon hala başlıca bilgi kaynağı iken gençler için de internetin bilgi kaynağı olması aradaki jenerasyon farkını ortaya koymakta ve sağlıkla ilgili bilgilerin araştırılma oranının giderek artacağı ortadadır. Yapılan araştırma doğrultusunda insanların doktorlardan aldıkları bilgilerle yetinmeyip, hastalığı kendi imkânlarıyla araştırdıkları görülmüştür. Arama motorlarındaki birçok arama işlemi, kişilerin kendilerinden önceki aramalardan etkilenip başka konulara sapmalarına sebep olmuştur. Böylece bu kişiler yanlış tanı ve tedavilerini kendi elleriyle sağlamaktadırlar. Teknolojiyi kullanırken doğru bilgiye ulaşmak önemlidir. Bu sebeple bilgiler, mutlaka konunun uzmanından teyit edilmelidir. Yeni medyanın bilinçsiz ve eğitimsiz bir şekilde kullanılması ve yaygınlaşması beraberinde ciddi sağlık problemlerine sebep olmaktadır. Teknoloji bağımlılığı olan kişiler hayatlarının her alanında internete başvurarak, problemlerini çözmeye veya çözüm yolları aramaya meyillidirler. Çeşitli internet hastalıklarını da beraberinde getiren bu bağımlılıktan eğitimle kurtulmak mümkündür. Bu sebeple günümüz insanı için medya okuryazarlığı eğitimi kaçınılmaz olmuştur. İnternet hastalıkları başlıca google takibi, ego sörfü, blog ifşacılığı, nomofobi, fomo, photolurking, facebook depresyonu ve siberhondrik şeklindedir (Gençlerin yüzde 55’i doktordan önce internete soruyor: 2017).

DİJİTAL HASTALIK OLARAK SİBERHONDRİK

Bir internet hastalığı olan Siberhondrik öncelikle  “siber” ve “hondrik” kelimelerinden oluşmuştur. Siber kavramının sözlükteki anlamı gerçekte olmayan zihinde tasarlanandır. Siber kavramı ilk olarak 1958 senesinde canlılar veya makineler arasındaki iletişimi inceleyen Louis Couffignal tarafından kullanılmıştır. İnsanlar ve makinalar arasındaki iletişimi inceleyen bir kelime olan siber İngilizce bir kelimedir. Siber âlem olarak kullanılan terim, sanal âlem olarak da ifade edilmiştir.

Artık telefonlar sadece alo demek için değil mailleri, mesajları ve gelen bildirimleri kontrol etmek, fotoğraf veya video çekebilmek, hava durumu, harita, toplu gönderimler veya alımlar, iş veya ticaret gibi daha birçok alanda hayatımızda yer etmektedir. Hayatımızın bir parçası haline gelen mobil telefonlar zamanla bağımlılık derecesine dönüşmüştür (Polat, 2017: 5). “İnterneti sık kullananlar açısından fazla internet ve bilgisayar kullananların tatmin olması, oluşan duygusal ve ruhsal bağlılık, destekleyici toplum, bireyin haz alma ve tatmin olması sonucu oluşan memnuniyeti internetin kullanım amaçları ve sık kullanımı açısından başarılı olduğu gözlenmiştir. Toplumsal konularda ise, çok sık internet kullananların, zorlayıcı işlerde bulunması, bireyin sosyal yaşamdaki çevresi ve kendi yaşam tarzı, bazı sorumlulukları alamamak, okul ya da iş hayatındaki kalitesini düşürmektedir.” Bu doğrultuda internetin ne sıklıkla ve ne nitelikte kullanıldığı kullanıcıdan kullanıcıya değişmektedir (Akt: Güney, 2017: 7).  “Maddeler, kimyevi uyarıcılardır. Sanal alışkanlıklar beyinde iç kimyevi madde salgılatarak, madde kullanımıyla aynı etkiyi sağlar. Beynin iletişim sisteminin içine girerek çalışır ve sinir hücrelerinin bilgiyi iletme, alma ve işleme tarzına müdahale ederler” (Tarhan, 2017:25).

Hastaların sağlıkları ile ilgili konularda internet üzerinden yaptıkları araştırmalardaki motivasyonları ele alındığında, bunların iki boyutta toplanabildiği tespit edilmiştir (McMullan 2006).  Bu duruma göre

  1. Bireyin doktora gitmeden önce kendi kendine bağımsız araştırma süreci: Bu süreçte hasta internet üzerinde hastalığına ilişkin bilgi araştırarak doktora gitme ihtiyacının olup olmadığını tespit etmektedir.
  2. Hastane ya da doktor ziyareti sonrası internet üzerinde yapılan bilgi araştırma süreci: Bu aşamada elde edinilen bilginin tatmin etmeme yetinmeme durumudur. Hasta bilgi edinmeye devam etmektedir (Haluk Zülfikar: 2014).

İnsanlar günümüzde hastalıklarını internet üzerinden araştırmıştır. Örneğin bel ağrısı ile alakalı bir konuyu araştırırken sayfalar dolusu içerik okuyabilirler ya da en küçük bir öksürükte bile haftalarca araştırma yapmıştırlar. Yaşadığı durumun bütün detaylarını okumuşturlar. Her hastalığın koşulları farklı olmuştur. Bir hastalık için birden fazla neden olabilmiştir. İnternet ortamındaki alakasız şeyleri okuyup, ciddi hastalıklara çıkarımlarda bulunulmuştur. Siberhondrik kişiler doktorlara güvenmemiştir. Öncelikle konuyu internet üzerinden araştırıp kendi yöntemleriyle hastalıklar hakkında bilgi edinmiştirler.

Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz Siberhondrik, var olduğu düşünülen hastalıkların internet ortamında bilgi edinme, tedavi yolları acaba gözden kaçan bir şey var mı şeklinde araştırılmasını ve ele alınan hastalıkların sürekli değiştiğini belirtmiştir. Dr. Mehmet Yavuz’un belirttiği duruma göre bu siberhondrik tanısı konulan insanlar hastalık ve tedavi yöntemleri hakkında ikna olmadıkları gibi doktorlara bile inanmayıp bilgiçlik taslarlar. Yapılan kontroller sonucundan bireyler tatmin olmasa da sonuçların sağlıklı olduğu ortadadır. Siberhondrik tanısı konulan bireyler en küçük öksürüğü bile verem ile ilişkilendirebilirler. Her zaman en kötüsü olabileceği düşünülür. Bu esnada hastalık, tedavisi ve ilaçları hakkında uzmanlar kadar bilgi sahibi olabilirler. Siberhondrik hastalarının bir diğer ilgi alanları da doğal tedavileridir bunun bir nedeni de ilaçlara güvenleri olmadığı içindir. Hâlbuki internet üzerinden satılan bitkisel ürünler herhangi bir yasal düzenlemeye tabi değildirler. Bağımlılık yapıcı kimyasallar içerebilirler. İnternet üzerinden satılan şifalı bitkilerin alıcıları çeşitli maddelerin bedava örneklerini denemeye zorlamaktadır. Bu nedenle internet üzerinden satın alınabilecek bitkisel ürünler de kullanıcılar için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır (Tarhan, 2017:77). Sağlıkla ilgili programları yakından takip edip hastalıktan hastalığa geçmektedirler. Bu süreçte blog ve forumlardaki kullanıcı yorumlarını da yakından takip ederler.

Siberhondrik hastalığı için iki denek ile mülakat tekniği ile görüşülmüştür. Yapılan mülakat bağlamında Siberhondrik insanlar sürekli araştırma yaparlar bu araştırmanın kapsamı kendi meslekleri dâhilinde olmuştur. Dünya genelinde duydukları bir hastalık bile araştırmalarının sebebi olabilmiştir. Korunma, hasta olma korkusu, ölüm korkusuna karşı kendilerini rahatlatmak ve korumak için araştırma yapmışlardır. Araştırmalarını hastalıklarını kendileri tedavi etmek için değil doktora gitmek için yapmaktadırlar. Çevrede hastalıklarla ilgili konuşulanların siberhondrik tanısı konulan kişileri etkilediği anlaşılmıştır. Yapılan bu mülakatlar kapsamında bireylerin geçmişlerine gidildiğinde erken zamanda karşılaşılan ölüm, hastalıklar ve sağlık kazalarının olduğu görülmüştür. Genç yaşta karşılaşılan bu durum bireylerde aynı durumun kendilerinde de olabileceği korkusunun oluştuğu görülmektedir. Mülakat yapılan deneklerden biri Siberhondrik olduğunu kabul ederken diğeri kabul etmemiştir. Bu hastalık eğitim düzeyi yüksek olan bireylerde daha fazla görülmektedir. Sağlık siteleri, sağlık makaleleri ve besinler araştırılmaktadır. Gazete ekleri ve dergilerdeki sağlık haberleri ilgi ile okunmaktadır.

1. Basamak  

Çocukluk Süreci

 

Detaylı incelenmeli.

2. Basamak  

Bilinçli İnternet Kullanımı

 

İlkokulda internet kullanımına yönelik eğitim verilmeli.

3. Basamak  

Yaptırım Gücü

İnternet yayınları denetlenmeli ve ciddi yaptırımlar uygulanmalı.
4. Basamak  

Mesleki Etki

Mesleklerin kullanıcılara etkileri incelenmeli. Siberhondrik akademisyenlerdeki araştırma ruhunu pekiştirir.
5. Basamak  

Yeni Medya Hastanesi

Teknolojik gelişimler beraberinde hastalıklar da getirir. Bunu önlemek için Sağlık Bakanlığı yeni bir hastane kurmalı.

Tablo A: Siberhondrik Hastalığı Aşama Önerileri

SONUÇ

Bir internet hastalığı olan siberhondriki literatür taraması ve birebir görüşme inceledik. Alınan bu bulgular doğrultusunda Siberhondrik hastalığı aşama önerileri çıkarttık. Elden edilen 5 aşamayı tek tek inceleyelim.

ÇOCUKLUK SÜRECİ:

İlk seçenek çocukluk süreci. Her birey kendine özel olarak doğar büyür ve ölür. Her bireyin yaşadığı ortam şartlar ve koşullar farklıdır. Birey aynı ortamda bile büyüse psikolojik olarak ele alındığında bir şekilde diğer bireylerden ayrılmaktadır. İnsanlar yaşadıkları olaylar ile işlenir ve tecrübe elde ederler. Ancak bu tecrübelerin kimi bilinçli olarak elde edilir kimi ise farkına varmadan elde edilir. Çocukluk kısmı çok ince bir çizgidir. Bunun için psikologlar tedavi ederken mutlaka bir şekilde çocukluğa inmiştir. Çocuklukta yaşanılan bir travma birey üzerinde ömür boyu kalmaktadır. Mülaket şekilde görüşülen iki kişide de benzer özellikler mevcuttur. İki bireyin de çocukluk zamanlarından yaşadığı travmaları mevcuttur. Birincisi genç yaşta ailesinden bir bireyi kaybetmiştir. Diğer bir mülakatta genç yaşta yakınının doktorların hatası nedeniyle bitkisel hayatta kalmasına neden olunması ciddi bir iz bırakmıştır. Bu izler bireylerde kalıcı bir iz bırakmaktadır. Bu izler yani korkular hayatlarının her alanında bir şekilde karşılarına çıkmaktadır. Ele aldığımız siberhondrik hastalığında da bireyler bu izlerden yola çıkarak hareket etmiştir. Ölüm korkusu ya da sakat kalma korkusu bireyleri kendilerine en yakın olan internet üzerinden araştırma yapmaya sevketmektedir. Edinilen bulgular doğrultusunda siberhondrik hastalığında da çocukluk çok önemlidir. Sağlıklı bir çocukluk için ebeveynlere çok görev düşmektedir. İmkanlar doğrultusunda çocukların ölüm hastalık ve sakatlıkla sonuçlanan durumlarda bilinçli olarak uzaklaştırılması gerekmektedir. Ya da bu duruma maruz kalan çocuklar psikologlar tarafından tedavi edilmelidir.

BİLİNÇLİ İNTERNET KULLANIMI:

Toplumsal anlamda medyanın yayınladığı içeriklere inanma oranları şu şekilde. “Habere güvensizliğin oranları haber kaynaklarına (TV, gazete vb) göre değişiyor. Buna göre en yüksek güvensizlik yüzde 50 ile sosyal medyada. Bunu yüzde 44 ile yazılı basın, yüzde 43 ile online medya (sosyal medya dahil), yüzde 35 radyo ve yüzde 33 ile TV izliyor. Bu durumda yazılı basına güvensizlik online medyadan daha yüksek” (Yanatma, Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü, Türkiye Dijital Haber Raporu: 2017). Söz konusu oranlar yeterli değildir. Kullanıcılar internette gördükleri yayınlara inanabilmektedir. Her kullanıcının yalnızca haber okumayıp kendi haberini de yayınlaması internet ortamında özgür bir ortam oluşturmuştur. Ancak her içerik üretenin doğru haber üretmediğinin bilinmesi gerekmektedir. Sosyal medyada, bloglarda, forumlarda ve web sitelerinde yayınlanan haberleri okurken mutlaka haberin ya da içeriğin kaynağı sorgulanmalı. Özellikle siberhondrik hastaları için internet ortamında yapılan bir araştırma düşünüldüğünde çok ciddi tehlikeler oluşabilmektedir. Sağlık alanı basite alınabilecek bir alan değildir. Başı ağıran birinin arama motoru Google’de “Baş Ağrısı Nedenleri” şeklinde yapılan bir aramada 121.000 sonuç çıkmaktadır. Çıkan bu sonuçların doğruluğu ve doğruluğunun kontrolü günümüz şartlarında çok güçtür. Bu nedenle sebebi bilinmeyen bir baş ağrısı için başka sebepleri olan baş ağrıları hakkında bilgi almak sağlıklı değildir. Bilgi kirliliği içinde elde edilen bilgiler ciddi hatta kalıcı zararlara neden olabilmektedir. Kullanıcılar olabildiğinde genç yaşta yeni medya okur yazarlığı dersi almalı. İnternetteki bilgi kirliliğinin neden sebep ve sonuçları hakkında olabildiğince bilgilendirilmeli.

YAPTIRIM GÜCÜ:

Bir önceki bilinçli internet kullanımı aşamasında bahsedilen “Baş Ağrısı Nedenleri” şeklinde yapılan 121.000 arama sonucunun kontrolü üzerinden bu aşama ele alınabilir. Kullanıcıların temkinli davranması gerektiği gibi yayıncıların da dikkatli olması ve bir kontrole tabi tutulması gereklidir. Kontrol sonucu bir yaptırıma tutulan sitelerin içerik girişinde bulunmadan önce daha dikkatli olması, bu sayede içerik kalitesinin artması ve mutlaka sonucunda okuyucunun doktora yönlendirilmesi gerekmektedir. Kontrol mekanizması olarak her sitede bildir, şikayet et, ihbar et gibi bir buton eklenmeli ve doğrultuda kullanıcıların da desteği ile kontrol sağlanmalıdır. Ölçmeli ve yönetilmeli çünkü ölçülemeyen yönetilemez.

MESLEKİ ETKİ:

Bireyler hayatı ister istemez mesleklerine göre anlamdırırlar. Bu anlamdırma sürekli aşina olunan işler kapsamındadır. Bu kapsamdan yapılan birebir görüşme de örnek teşkil etmiştir. Deneklerden özellikle bir tanesi akademisyen olduğu için sürekli araştırma yapıp bilgi toplamaktadır. Bu bağlamda sürekli yapmış olduğu işi her yerde uygulamaktadır. Siberhondrik hastalığında da sürekli araştırmanın olması bu şekilde bağdaşmıştır. Aynı şekilde bir eczacı da ilaçları çok iyi bildiği için doktorların fikirlerini beğenmeyip kendi bildiği doğrultu da siberhondrik olabilir. Benzer örnekler kapsamında bir aktar da bitkileri çok iyi bildiğini önesürerek doktorların fikirlerini beğenmeyip kendi bildiği doğrultuda ilerleyebir. Bu tarz birçok örnek bulunabilir. İnternetin ucuzlaşması ve yaygınlaşması bütün meslekten insanların kullanımına girmiştir.

YENİ MEDYA HASTANESİ:

Hızla ilerleyen tekonoloji hayatımızı kolaylaştırsa da beraberinde bir takım hastalıklar da doğurmaktadır. Siberhondrik olası hastalıklardan yalnızca birtanesidir. Şuand blog ifşacılığı, Youtube-Narsizmi, Myspace Taklitçiliği, Google Takibi, Photolurking, Wikipedializm, Crackberry, Cheesepodding gibi bir takım hastalıklar mevcuttur. Bu hastalıklar her geçen gün artacaktır. Şimdiden öngörülen bu hastalıklar için bir altyapı oluşturulmalı. Tıp, teknoloji ve psikoloji üzerine paneller yapılmalı gündeme getirilmeli kamuoyu oluşturulmalı ve bu doğrultuda önde gelen isimlerle devlet destekli hastane yapılmalı.

Kişilerin hastalık korkuları teknoloji ile bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça artmıştır. Bilginin ulaşılabilirliği korkuları tetiklemiştir. Gelişen teknoloji ile birlikte insanlar jenerasyonun da değişmesi ile birlikte hastalık hastası olduğu için değil siberhondrik oldukları için hastalıklarını sürekli internetten araştırıp kendilerini koruma altına almak istemektedirler. Z kuşağı internet ile büyüdüğü için bilgiye kolay ulaşımın farkında değil çünkü onlar için her zaman bilgiye ulaşım kolay olmuştur. Bu nedenle hastalar gerçek dünyadaki hastalık hastalığını yaşamadan siberhondrik olmuşturlar. Teknoloji hiç şüphesiz sürekli ilerlemektedir. Bu ilerleme ile birlikte siberhondrik farklı dallara ayrılacaktır. İnsanlar hastalık belirtilerinde hep en kötüsünü düşünecekleri gibi kendilerini tedavi etmeye çalışacaklardır. Bu durum psikolojik ve daha farklı fiziksel hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilecektir. Dijital dünya hastalıkları ile birlikte hayatımıza nüfuz ediyor. Erkenden tespit etmek ve bu doğrultuda ilerlemek gelecekte insanlık için büyük bir adım olacaktır.

Alay ONAY – İstanbul Aydın Üniversitesi – 7 Ocak 2018

KAYNAKLAR:

  • Ahmet Parlak, İnternet Ve Türkiye’de İnternetin Gelişimi. Bitirme Ödevi, Temmuz, 2015
  • http://ulakbim.tubitak.gov.tr/tr/kurumsal/ulaknet-tarihcesi, Son Erişim, 16.12.2017
  • Sosyal Medya Akademi, Sosyal Medya ve Sosyal Değişim, Prof. Dr. Filiz Balta Peltekoğlu Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Beta Yayınları, 2012
  • Sosyal Medya Akademi, Sosyal İletişim Aracı Olarak Akıllı Telefonların Oluşturduğu Uygulama Toplumu Olgusu: Whatsapp Uygulaması, Yrd. Doç. Dr. Deniz Yengin, BETA Yayınları,2012
  • Yeni Medya Ve… E Yayınevi, Kes-Kopyala-Yapıştır: Bir Sanat Yüzeyi Olarak Ekran, Yrd. Doç. Dr. Alper Altunay, Anadolu Üniversitesi, İletişim Bilimleri Fakültesi, 13,2012
  • Akt: Yrd. Doç. Dr. Necmi Emel Dilmen, Thompson, I 995, ss.23-25, 1995
  • Bourse ve Yücel’den Akt. Deniz Yengin, Derin Yayınları,2014
  • Nörolog Uzm.Dr. Mehmet Yavuz http://www.reemnp.com/surekli-internetten-hastalik-arayanlar-nasil-bir-kisilige-sahip, 2014, Son Erişim, 16.12.2017
  • Bilişsel Davranışçı Terapi nedir? http://www.bilisseldavranisci.org/index.php?option=com_content&view=article&id=59%3Abilisel-davranc-terapi-nedir-#b, 2014, Son Erişim, 16.12.2017
  • “Gençlerin Yüzde 55’i Doktordan Önce İnternete Soruyor”, Hürriyet Gazetesi, DHA. http://www.hurriyet.com.tr/genclerin-yuzde-55i-doktordan-once-internete-s-40589442, (Son erişim 11.12.2017)
  • (Dijital Hastalık Olarak Nomofobi, Reyhan Polat, İstanbul Aydın Üniversitesi- 5, 168, 2017)
  • Yeni Medya Ve… E Yayınevi, Yeni Medyaya Eleştirel Bakış, Yrd. Doç. Dr. Deniz Yengin. Sf. 123,2012
  • Sosyal Medya Araştırmaları (Paloma Yayınevi, Teknoloji, Tekniyum ve Nesnelerin İnterneti, Sf.191, 2015
  • Dijital Oyunlarda Şiddet, Deniz Yengin,  Beta Tatunları , – 2.3.2.2 Yeni İletişim Ortamının İlkeleri Sf 85, 2012
  • TDK, Arama motoru, http://www.tdk.gov.tr/, Son erişim 11.12.2017
  • Arama Motorlarının Tarihi: https://www.aramamotoru.com/arama-motorlarinin-tarihcesi/ 2016, Son Erişim 16.12.2017
  • Dijital Bağımlılığın Dijital Kültüre Dönüşmesi: Netlessfobi Büşra GÜNEY İstanbul Aydın Üniversitesi 212 AKT Başaran, 2005
  • Bağımlılık Sanal veya Gerçek, Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Uzman Doktor Serdar Nurmedov, Sf 25, 2017
  • Bağımlılık Sanal veya Gerçek, Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Uzman Doktor Serdar Nurmedov, Sf, 772017
  • Hastaların İnternet Kullanımı ve Elektronik Ortamdaki Sağlık Bilgilerine Erişim Davranışları, Haluk) ZÜLFİKAR (2014)
  • Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü, Türkiye Dijital Haber Raporu: Dr. Servet Yanatma: 2017TÜİK, Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2017

Makaleyi indirmek için burayı tıklayabilirsiniz.

Benzer İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir